Evet..hayırlısıyla ilk yazıma başlıyorum.
Bu yazımda;geçmişimize dair özlemlere değineceğim.Hepimizin muhakkak;geçmişine dair duyduğu çeşitli anılardan kaynaklı özlemler vardır.Mesela;İlk alınan top,bayramda alınan giysi,ayakkabı,pantolon gibi,ufakken izlediğimiz tv'deki çizgi diziler veya diziler gibi ya da ilk aşk gibi ya da okuldaki sosyal veya derslerle alakalı başarılar gibi...gibi...gibi.
Tabii benim de;geçmişimden özlediğim o kadar çok şey var ki say say bitmez. Kısaca geçmişte sevdiğim veya unutamadığım şeylerden bahsedersem; 90'lı yıllar tasoların oynandığı,Kral Tv'nin tek yerli müzik kanalı olduğu,Atilla Taş'ın şimdi gerizekalıca gelen hareketleriyle renk katmaya çalıştığı ''Hamçökelek'' ve '' Zennube'' parçalarının olduğu,Ufo Gerçeği gibi Haktan Akdoğan'ın program yaptığı ve en önemlisi Saadettin Teksoy'un parmağıyla ekranı parmakladığı yıllar......
İşte bu saçmalıkları;şimdi özlüyorum...özlüyorum çünkü;hepsi de bunların yarısının aptalca olduğu ortada olsada çocukluğumun hoş ve aklıma kazınmış anıları..zevkleri ve renkleri.Şimdiki HD teknolojisi,İphone'lar,Tablet bilgisayarlar ve en önemlisi ufak bilgisayarlara dönmüş cep telefonlarının olmadığı o yıllardaki o zevki ve o zamanki atmosferi şimdi alamıyorum...Aslında şimdiki;hayat,imkanlar ayrıca zorluklarıyla da güzel ve daha cazip gibi dursa da çocukluğumun o dönemlerindeki oynadığım oyunlar,okula kadar 1 km yürüdüğüm anlar kadar akılda kalıcı değil benim için.
Ya da Kanal D'de hergün saat 16.00'da kaçırmadan izlediğim Savaşçı Prenses Zeyna veya Herkül gibi şu an ki yapımlarda zevk verecek kadar unutulmaz değil. Bakın örneğin;Lost Lost dedik 6 sezon ayakta siktiler sonunda bir bok çıkmadı ama yine de unutuldu gitti...Peki;Mahallenin Muhtarlarını,Kaygısızları,Zeynayı,Herkülü hatta Sühely ve Behzat kardeşlerin Şahane Pazar'ı kim unuttu? çoğunluk halen unutmadı...işte böyle geçmişe dair şeyler akılda kalıcı...Ben misal;halen geçmişte izlediğim sevdiğim çizgi filmleri bile denk geldiğinde izlerim...eskisi kadar çocuksu şekilde kahkalar atmasam da yüzümde tebessüm eksik olmaz...ordaki olaylardaki,heyecan en azından içimde kor gibi halen yanar ve o zevki almama yardım eder bugün bile.Haahh!! bi de Vahşi Güzel ve Pokemon ve Digimon dönemleri var..onları da asla unutmam....yine onları youtube'dan açıp sahne sahne izler ve anılarımı o günlere ışınlarım...ve halen derim ki;ulan amk büyüdükte ne oldu? böyle sikik bir hayat sistemi içerisinde hep çocuk olarak kalmak mümkün olsaydı da sonsuza kadar öyle kalsaydım..hep onları izleseydim..Şu anda görüşemediğim arkadaşlarımla oyunlarımı oynasaydım,çocukça kavgalarımı etseydim vb. diye içimden söverek geçiririm.
Neyse;sonuçta istemsiz olarak büyüyoruz,gelişiyoruz ve bu ''fuck the system'' içerisinde yolumuza devam etmek ve engelleri aşmak zorunda kalıyoruz. Çocuk olup veya bazılarımız için genç olup o günlere gitmek mümkün olsaydı hiçkimse bir saniye bile durmazdı...tabii zengin olup kral gibi yaşayan sonradan görmeler dışında....çünkü herşey eskiden güzeldi (bazılarımız için istina olabilir), şimdi saç,sakal birbirine karışmış,,okul,kpss,sınavlar,askerlik ve iş diye hayatlarımızı sürdürmek ve ayakta kalabilmek için kıçımızı yırtarak ilerliyoruz. Özet geçersem;çocukluk zamanları cennettlik,yetişkinlik dönemleri siktiri boktan.

O zaman Peter Pan can'dır :)
YanıtlaSil